İnsanoğlu yetinmeyi bilir mi? Ya da AI?
Aşkı aşığa, sevgiyi sevene, derdi dertliye, insanı insana en derin yerinden, en güzel, en sahici şarkılarla anlatan Sezen Aksu’nun yine o, “ozan” tavrıyla yazdığı bir şarkı... “Yetinmeyi Bilir misin?” Şöyle diyor şarkı; “Kendini kayırıyor her insan önce. Bu yüzden aşka kıyar.” İşte tam bu noktada… Kendini kayırmak için aşka bile kıyan insan, yaşamını kolaylaştırmak için meslek etiğine, lekelenmeme hakkına, doğru bilgiye, siyasi rakibine, alaşağı etmek istediğine, en insani duygulara mı kıyamayacak? Üstelik artık çok becerikli bir de yardımcısı var. Yapay Zeka… Kısa adıyla AI Tüm insani, hukuki kuralları alt üst ederek AI’yı kendi kötü amaçları için kullananların yanında bir de yine kendini kayırmanın diğer bir yolu olan AI’yı “kullanma kolaycılığı”na kaçanlar var. Kolaycılığa bir de dikkatsizlik eklenince… Örneğin ulusal bir gazetenin 3’üncü sayfasındaki bir fotoğraf… Çok dikkat çekici. Ama şöyle bir dikkatle bakıldığında çok da gerçekçi durmadığı kesin. Yani şüphe uyandırıyor. Küçük bir araştırma da deepfake bir fotoğraf olduğunu ortaya koyuyor zaten. Yani anlaşılıyor ki orada editör, “Kendini kayırmış” çok da uğraşmamış. Daha öncelerden bin örnek de Vogue’un Japonya edisyonundan. Kapaktaki Amerikalı Şarkıcı Ariana Grande’nin 6 parmağı hala konuşuluyor. Ondan daha fazla konuşulan ise Vogue gibi dünya devi bir derginin kapağında nasıl oldu da bu hatanın yer aldığı. Nasıl olduğu belli. Düne kadar piksel piksel photoshoplanan ve dakikalar, hatta çok özel fotoğraflarda saatler süren işlem, birkaç saniyelik kolaycılığa kurban gitmiş. Ve Ariana 6 parmaklı oluvermiş.
Hatalar şimdilik masum
Bir de yazılar var. Maalesef AI yazıların en büyük kurbanları da, haber koşuşturmacası içinde sistemi kullanan meslektaşlarımız. Mesela sesle komut verilerek oluşturulan bir makalenin tam ortasında, “Bana karışık kumpir” gibi cümlelerle karşılaşabiliyoruz. Ya da haftalık yayımlanan bir gazetede olduğu gibi; yazının sonunda, “İstersen bu yazıyı senin için başlık ve spot olarak hazırlayabilirim” vs. gibi notlara rastlayabiliyoruz. Eskiden “Tashih” dediğimiz yazım hataları ya da yanlış resim gibi “sehven” hatalar olurdu. Sanırım artık AI hatalarına alışacağız ama bunlar eskisi gibi çok masum hatalar olmayacak gibi. Çünkü o zaman var olan şeyde hata yapılıyordu. Şimdi ise “Gerçeği yeniden, kendine göre yaratmak” söz konusu ve bu çok tehlikeli olabiliyor. Ve suçlular tarafından da kullanılabiliyor. Küçük bir örnek İstanbul’dan. Geçen hafta İstanbul’da Güven Timleri, şüphe üzerine durdurdukları çiftin kimliklerine bakarken, kadının kolundaki dövmede farklı bir isim olduğunu fark etti. “Bu nedir” diye sorarlarken Abdülhamit isimli genç kaçmaya başladı. Yakalandığında ise adının Muhammet olduğu, hırsızlıktan 19 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ortaya çıktı. Tam 1.5 yıldır kaçıyordu. Çünkü bir akrabası ve kendi yüzünü yapay zeka ile birleştirip yeni bir biyometrik fotoğraf ortaya çıkarmış, bu fotoğrafı verip nüfus müdürlüğünden yeni bir kimlik almıştı. Yani tehlike öyle böyle değil. Çok büyük.
Danimarka'nın yasa teklifi
Yine ulusal gazetenin üçüncü sayfasına dönersek; bu konuda Danimarka’nın önümüzdeki dönemin önemli gündem başlıklarından birini oluşturacak bir önerisi var. Danimarka’da şu sıralarda “vatandaşların kendi suretinin mülkiyetini tanıyan bir telif hakkı yasası” tartışılıyor. Eğer teklif yasalaşırsa yapay zeka şirketleri de dahil olmak üzere hiç kimse, izin olmadan yüz, ses veya vücut verilerini kullanamayacak. Bu teklifle gerçek kişilerin AI versiyonlarının dolandırıcılık, yanlış bilgilendirme, siyasi manipülasyon için kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu yasa teklifinin diğer ülkelerce de benimsenip benimsenmeyeceğini zaman gösterecek. Yasanın bu derde çare olup olmayacağını da. Çünkü yapay zeka, insanoğlu’nun kendisi için ses, yazı ve görüntülerle hazırladığı dijital havuzda çok eğleniyor gibi görünüyor. Şimdilik sınırları var... Ya yarın… Bekleyelim. Görelim.