sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Reha Muhtar ve hafızamızdaki iz


Reha Muhtar ve hafızamızdaki iz
Medya / Reha Muhtar, haber refleksi, ekran dili, tartışmalı tarzı ve özel hayatıyla medya hafızasında güçlü bir iz bırakan isimlerden biri oldu.

Reha Muhtar üzerine yazmak istediğimde, garip bir boşlukla karşılaşıyorum. Sanki onunla ilgili çok fazla şey biliyorum ama kişisel hafızamda ona ait çok az sahne var. Aynı mesleğin içinde olduk, aynı haber dünyasının farklı köşelerinde çalıştık, zaman zaman yollarımız kesişti. Fakat geriye dönüp baktığımda, onunla ilgili uzun uzun anlatabileceğim ortak anılarım yok.

Hatırladığım şey daha çok mesleki temaslar. Çalıştığım gazetelerde iyi haberler yaptığımız bazı günlerde, günün erken saatlerinde bana ulaşırdı. Akşam yayını için o haberin ayrıntılarını sorar, perde arkasını öğrenmek ister, yardım talep ederdi. 

Haber refleksi güçlü bir isimdi

Reha Muhtar için en sık duyduğum sözlerden biri, inanılmaz bir haber refleksine sahip olduğuydu. Haber kokusunu alan, peşini bırakmayan, daha iyisini yapmak için ısrar eden bir gazeteciden söz edilirdi. Çalışma arkadaşlarımın anlattıklarında hep bu tarafı öne çıkardı.

Bir haberin peşinden gitmek, ayrıntıyı zorlamak, ekrana çıkacak işin etkisini artırmak onun mesleki karakterinin önemli parçalarıydı. Bu yönüyle, televizyon haberciliğinin çok sert ve rekabetçi dönemlerinde kendisine ayrı bir yer açtı.

Ama yalnızca iyi taraflarını anlatmak da eksik olur. Hele bir insanın ardından ya da zor bir döneminden söz ederken sadece övgü cümleleri kurmak kolaydır. Ben, onu eleştiren çok konuşmaya da tanıklık ettim. Ortak çalıştığımız bazı arkadaşlarımız, onunla çalışmanın zor olduğunu söylerdi.

Ne kadar zordu, neler yaşanıyordu, hangi ayrıntılar bu yorumu doğuruyordu? Bunlar bugün benim özellikle peşine düşmek istediğim bilgiler değil. Üstelik herkesin kendi mesleki hafızasında saklı kalması gereken taraflar da vardır. Bildiğim şu: Reha Muhtar iyi bir haberciydi, güçlü bir dönem geçirdi, ekranda kendi tarzını kurdu ve bu tarzı uzun süre konuşuldu.

Ekranda başka bir dönem açtı

Onu ilk takip ettiğim dönemleri hatırlıyorum. Atina muhabirliği yılları, ardından televizyonda “Ateş Hattı” ile yaptığı işler, sonra ana haberlerde kurduğu sert ve çarpıcı dil… Bunlar Türk televizyon haberciliğinin değiştiği yıllara denk geldi.

Doğru şeyler mi yaptı? Bu tartışılır. Kimine göre televizyon haberciliğini canlı, hızlı ve etkili hale getirdi. Kimine göre haberle şov arasındaki çizgiyi fazlasıyla zorladı. Bu konuda tek bir hüküm vermek kolay değil.

Ama şu gerçek değişmiyor: İzleniyordu. Reyting alıyordu. İnsanlar onu takip ediyordu. Bir dönem “Reha Muhtar” adı, yalnızca bir televizyoncuyu değil, belli bir haber sunma biçimini temsil ediyordu. O dönemde benzeri çok azdı. Hatta belki de o yüzden bu kadar konuşuldu.

Başarı, tartışma ve hız

Reha Muhtar’ın hayatı yalnızca mesleki başarılarla anılmadı. Çok hızlı yaşadı. Normal gazetecilik standartlarının üzerinde bir hayat sürdü. Para kazandı, gündemde kaldı, büyük ilişkiler yaşadı, özel hayatıyla da uzun süre konuşuldu.

Nilüfer ile beraberliği beni o dönem şaşırtmıştı. Nilüfer’in benim gözümdeki kişiliğiyle Reha Muhtar’ın ekrandan yansıyan kişiliği birbirine çok yakın görünmüyordu. Ama hayat böyle bir şey. Dışarıdan bakanların tahminleriyle insanların kendi gerçekleri çoğu zaman aynı olmaz.

Sonra başka ilişkiler, çocuklar, aile tartışmaları, velayet davaları ve magazin sayfalarına taşınan kırgınlıklar geldi. Bunların her biri, bir zamanların güçlü ekran yüzünün hayatına başka bir yük ekledi.

Bir görüntünün düşündürdükleri

Son dönemde internette karşıma çıkan bir fotoğrafı gördüm. Bir kafeteryada yarı uykulu, yorgun, eski güçlü görüntüsünden uzak bir Reha Muhtar vardı. Böyle bir gazetecinin bu hale gelmiş gibi görünmesi insana ağır geliyor.

Elbette bir fotoğraf bütün hayatı anlatmaz. Bir kareden hüküm kurulmaz. Ama bazı fotoğraflar, geçmişle bugün arasındaki mesafeyi acı biçimde hatırlatır. Bir dönem ekranın en sert, en gür seslerinden biri olan bir insanın yıllar sonra kırılgan bir halde görülmesi, yalnızca onun hikâyesi değildir. Medyanın, şöhretin, hızın ve yalnızlığın da hikâyesidir.

Ekranın ardındaki insan

Reha Muhtar’ın ekrandaki görüntüsü güçlüydü. Sertti. Kendine güvenen, hatta zaman zaman fazla kendine güvenen bir haberci portresi vardı. Ama ekranın ardında başka bir hayat yaşanıyordu.

Yakın çevresinin bildiği alışkanlıkları, yoğun temposu, kendisine zarar veren tarafları vardı. Bazı dönemlerde çok içki içtiği konuşulurdu. Bu, onun özel hayatının bir parçasıydı ama aynı zamanda hızlı yaşamanın bedellerinden biri olarak da görülebilir.

İnsan bazen kendi gücünü yanlış tartar. Dağ gibi görünen insanlar da yorulur. Ekranda yüksek sesle konuşanlar da içlerinde sessizleşir. Alkış, reyting, şöhret ve para bir yere kadar insanı taşır. Sonrasında geriye sağlık, aile, dostluk ve insanın kendiyle baş başa kaldığı anlar kalır.

Bir haberci nasıl hatırlanır

Reha Muhtar’ı tek bir cümleyle anlatmak kolay değil. İyi haberciydi demek doğru ama eksik. Tartışmalıydı demek de doğru ama yine eksik. Zordu diyenler vardı, ekrana çok şey kattı diyenler de. Habercilik refleksi güçlüydü. Televizyonun dilini değiştiren isimlerden biri oldu. Kendi döneminin yıldızlarından biriydi.

Bugün ona bakarken yalnızca başarıyı ya da yalnızca hataları görmek haksızlık olur. Bir insanı bütün hayatıyla değerlendirmek gerekir. Reha Muhtar da bütün inişleri, çıkışları, sertliği, parlaklığı, tartışmaları ve kırılganlığıyla medya tarihinin unutulmayacak figürlerinden biri olarak kalacak.

Keşke bazı hayatlar daha yavaş yaşansaydı. Keşke bazı güçlü insanlar, kendi güçlerinin ağırlığı altında bu kadar yorulmasaydı. Reha Muhtar, medyada iz bıraktı. Onu hatırlarken hem gazeteciliğini hem de insan tarafını unutmamak gerekir.

Diğer yazılar

TAYFUN HOPALI

TAYFUN HOPALI kimdir?

Tayfun Hopalı İstanbul’da doğdu. İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1981 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. 1986’da Sabah Gazetesi’ne geçti.1994 yılında kuruluşunda yer aldığı atv televizyonunda haber müdürü olarak görev yaptı. 1996’da yeniden Sabah Gazetesi’ne döndü ve Sabah Haber Ajansı’nda genel müdür olarak çalıştı.Daha sonra kuruluş sürecinde bulunduğu Vatan Gazetesi’nde 19 yıl boyunca çalıştı; son olarak Vatan Gazetesi’nde yayın koordinatörü görevini yürüttü.Meslek hayatı boyunca hem yurt içinde hem yurt dışında çok sayıda saha ve krize ilişkin haber takibi yaptı. Somali iç savaşı, Güneydoğu’daki gelişmeler, Hac faciası, Yugoslavya iç savaşı, Romanya’da Çavuşesku’nun devrilmesi ve ABD’nin Irak işgali gibi önemli olayları sahada izledi.