sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Zahmetten kaçtıkça yalnızlaşıyor muyuz?


Zahmetten kaçtıkça yalnızlaşıyor muyuz?
Politika / Kolay olanı seçtikçe zor konuşmalardan ve emek isteyen ilişkilerden kaçıyoruz; bu da bizi yavaş yavaş yalnızlaştırıyor.

Geçen gün telefonumu elime aldım. Bir arkadaşımı arayacaktım. Uzun zamandır konuşmamıştık. Özel bir sebep de yoktu; sadece “Nasılsın?” demek istedim. Ekrana baktım. Parmağım numaranın üstünde kaldı. Sonra aklıma şu soru geldi: “Şimdi arasam rahatsız olur mu?” Ama dürüst olmak gerekirse, asıl kaçtığım şey başka bir şeydi: Konuşmak, dinlemek, belki duygulanmak, belki de zaman ayırmak. Yani… biraz zahmet. İşte bu yüzden “zahmet, topluluğun bedelidir” sözü bu kadar konuşuluyor. Topluluk dediğimiz şey sadece güzel anları paylaşmak değildir. Bazen zor anlarda da birlikte kalabilmektir. Farklılıkları taşıyabilmek, yanlış anlaşılınca geri dönüp konuşabilmektir. Bir ara sosyal medyada huzurunu koru slogani ) çok yaygındı. “Hayır de”, “sınır koy”, “kendini seç” gibi sözler de öyle. Bunların kötü olduğunu söylemiyorum. Bazı ilişkiler gerçekten insana zarar verir. Böyle durumlarda sınır koymak şarttır. Zor olan her şeyden uzak dur. Zor konuşma çıkınca kaç. Küçük bir kırgınlık olunca geri çekil. Sonunda, sınır koymakla kaçmak birbirine karışır. Bugün hayat çok kolaylaştı. Bir şey istiyorsan sipariş veriyorsun. Beğenmediğini kapatıyorsun. Uymayanı engelleyebiliyorsun. Bu kolaylık güzel. Ama bir bedeli de var. Kolay olanı seçtikçe, zor olanı yapmak daha da zor geliyor. Birinin farklı fikrine katlanmak, bir arkadaşın derdini dinlemek, aile içinde bir meseleyi çözmeye çalışmak… bunlar “yük” gibi görünmeye başlıyor. Dijital dünyada da benzer bir durum var. Sosyal medya bize genelde bizimle aynı düşünen içerikler gösteriyor. Böyle olunca farklı fikir görmek zorlaşıyor. Farklı fikre tahammül etmek de. Bu durum en yakınımıza kadar geliyor. Aile toplantısına “yine tartışma olacak” diye gitmemek anlaşılır. Ama bunu hep yaparsan, bir süre sonra koparsın. Arkadaşın uzun uzun anlatınca “uğraşamam” demek anlaşılır. Ama bunu sürekli yaparsan, arkadaşlık biter. Flört ve ilişkilerde de benzer bir şey var. İnsanlar daha fazla “duygusal emek” istiyor. Daha açık iletişim, daha fazla sorumluluk… Bu iyi bir şey. Ama bazı insanlar bu emeği vermek istemiyor ya da yapamıyor. Böyle olunca bazıları “Yalnız olmak daha güvenli” demeye başlıyor. Burada denge önemli. Sınır koymak kötü değil. Zararlı ilişkilerden uzak durmak gerekebilir. Ama her zor duyguyu “toksik” diye etiketleyip ilişkiyi hemen bitirmek de bizi güçlendirmiyor. Tam tersine, daha kırılgan yapıyor. Çünkü hayatta herkes yüzde yüz uyumlu değil. Çoğu ilişki küçük sürtünmelerle yaşar. Hayatı kolaylaştırdıkça, birbirimize sabır göstermeyi zorlaştırdık. Şimdi yeniden öğrenmemiz gereken şey şu olabilir: Bağ kurmak biraz zahmet ister. Evet, bazen rahatsız edici ve zahmetli. Ama çoğu zaman buna değer.

Diğer yazılar

TAYFUN HOPALI

TAYFUN HOPALI kimdir?

Tayfun Hopalı İstanbul’da doğdu. İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1981 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. 1986’da Sabah Gazetesi’ne geçti.1994 yılında kuruluşunda yer aldığı atv televizyonunda haber müdürü olarak görev yaptı. 1996’da yeniden Sabah Gazetesi’ne döndü ve Sabah Haber Ajansı’nda genel müdür olarak çalıştı.Daha sonra kuruluş sürecinde bulunduğu Vatan Gazetesi’nde 19 yıl boyunca çalıştı; son olarak Vatan Gazetesi’nde yayın koordinatörü görevini yürüttü.Meslek hayatı boyunca hem yurt içinde hem yurt dışında çok sayıda saha ve krize ilişkin haber takibi yaptı. Somali iç savaşı, Güneydoğu’daki gelişmeler, Hac faciası, Yugoslavya iç savaşı, Romanya’da Çavuşesku’nun devrilmesi ve ABD’nin Irak işgali gibi önemli olayları sahada izledi.